|
Okul Öncesi Eğitimde İkinci Dil ve Çocuk
Günümüzde anadili dışında ikinci bir dil öğrenimi büyük önem kazanmıştır. Bireyin eğitim, iş alanı ve diğer toplumsal alanlarda ihtiyaç duyduğu bir etmen haline gelmiştir. Çocukların dili yaratma, yansıtma ve birden fazla dil öğrenme güçleri vardır. Anaokulu çocukları anadillerinin genel görünümünü bilmekte ve söylediklerinin doğru ya da yanlış olduğunun farkına varabilmektedirler. Küçük çocuklar yeni bir dili kavramada yeteneklidirler. Aksan, ritm ve konuşma biçimini tam olarak yakalayabilmektedirler. Yetişkinler bunu nadiren yapabilmektedir. İki yaşındaki çocuk iki dili ayrı ayrı karıştırmadan kullanabilmektedir (akt. Ülgen ve Fidan, 1997). Hem anadili Hindu olan, hem de İngilizce bilen iki yaşlarında bir çocuğun Amerika’ya gittiğinde kendi anadilini kullanmaktan vazgeçtiği görülmüştür. Psikologlara göre bu dil unutulmamakta, bilinç dışına alınmaktadır.
İkinci dil, çevresi nedeniyle çocuk için daha kolay gelmektedir. Bu nedenle çocuk ikinci dili kullanmayı tercih etmektedir; kendi ülkesine döndüğünde anadilini tekrar kullanmaktadır (Ülgen ve Fidan, 1997). Yaşamlarının erken dönemlerinde yabancı bir dili öğrenmeye başlayan çocuklar, başka bir dilin varlığının farkında oldukları için ana dillerini daha iyi anlayabilmektedirler.
Yabancı dil öğrenen çocukların kültürel bakış açıları, dünyada sadece kendi kültürlerinin, kendi dillerinin ve kendi adetlerinin önemli olduğuna inanan tek dil konuşan çocukların bakış açılarından daha geniş olmaktadır (Titone, 2004). Whorf (1956)farklı diller konuşan insanlar dünyayı farklı şekillerde algılamaktadırlar. Buna dilsel görecelik hipotezi denmektedir; çünkü dilsel görecelik hipotezi düşüncenin, onu ifade etmek için kullanılan dile bağlı (göreceli) olduğunu ileri sürmektedir (akt. Atkinson veark.,1995). İlk gençlik dönemi başlamadan dil öğrenen çocukların telaffuzlarının ana dili gibi olması olasılığının yüksek olduğu bilinmektedir. Birçok uzman bu yeterliliği ergenlik çağına girmekte olan çocuğun olgunlaşmakta olan beynindeki zihinsel ve psikolojik değişikliklere bağlamaktadırlar.
Çocuk dil öğrenimi için ne kadar zaman harcarsa, o dilde o kadar ustalaşmaktadır. Çocuğa kendisini ifade edebileceği ve değişik kültürleri tanıyabileceği alternatif yolların sunulması bakış açısını genişletmekte ve daha fazla insanla iletişim kurmasını sağlamaktadır. Çocuklar diğer dillerin yapılarını öğrenirken ana dili hakkında da bir çok şey öğrenmektedirler (www.dilokul.com., 2004).
İkinci Dil Öğrenmenin Yararları
Kişisel Yararlar:
Yabancı dil edebiyatını, film ve müziklerini orijinal şekilleriyle görme ve anlama imkânı, dünyadaki kültürel farklılığı ayırt etme imkanı gibi kişisel yararları bulunmaktadır.
Düşünsel Yararlar:
İkinci dil yapılarını ve dil bilgilerini öğrenerek anadilini daha iyi tanıma, hafıza yeteneğini geliştirme, kendini ifade etme yeteneğini geliştirme, kelime haznesini genişletme, bunun yanında anadilini yeni alanlarda kullanma becerisini artırma gibi düşünsel yararları bulunmaktadır
Dinleme becerisi:
Yabancı dil öğreniminin, dinleme becerisini ve hafızayı geliştirdiği ve böylece iletişim olgusuna önemli bir boyut kazandırdığı belirlenmiştir.
Okuma becerisi:
İkinci dil öğrenenlerin kendi dillerini okuma-anlama becerilerini de geliştirdikleri ve ayrıca okuma sınavlarında daha yüksek notlar aldıkları bilinmektedir.
Başarı notu:
Lisede bir yabancı dili öğrenmiş olan öğrencilerin kendi dilleri ve matematiği öğrenme performansı, öğrenmemiş olanlardan daha yüksektir. Daha ayrıntılı araştırmalar,matematik problemlerini çözmek için gerekli olan zihinsel 45 işlem becerilerinin, dil işlemleri tarafından da geliştirildiğini göstermektedir.
Kültürel çoğulculuk:
Yabancı bir dili öğrenmiş olan çocuklar, diğer kültürlere karşı kültürel çoğulculuk, açıklık ve takdir duygusu beslemektedir.
Kaynak: ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
OKULÖNCESİ EĞİTİMİ ANABİLİM DALI
OKUL Mehriban KÜÇÜK Danışman:Yrd. Doç. Dr. Ayperi DİKİCİ SIĞIRTMAÇ
|
| Hazırlayan
:
| Yasemin ŞAHİNTÜRK
İngilizce Öğretmeni |
|